T.C.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

Bakan Tüfenkci, Kanal 24 canlı yayınına konuk oldu

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Kanal 24 canlı yayınında Melik Yiğitel’in sorularını yanıtladı.

Bakan Tüfenkci, Kanal 24 ekranlarında Moody’s in Türkiye’nin notunu düşürmesi kararı ve kararın ticari hayatımıza etkileri, Rusya ile ticaret, Suriye ve Irak’taki sınır kapılarının durumu, kredi kartlarına yönelik düzenleme ve bunun ekonomiye etkisi ile e-ticaret konularında değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Tüfenkci’nin açıklamalarından konu başlıkları şöyle:

Moody’s in aldığı karar rasyonel değil

Moodys’in almış olduğu kararlara baktığımızda not indirimine yönelik açıklamalarına baktığımızda iki şey öne çıkıyor. Birincisi özellikle dış büyümeye yönelik dış finansman ihtiyacı olduğunu ifade ediyor ve bu risklere karşılık ekonomideki büyüme hızının yavaşlamasından bahsediyor. Dolayısı ile ikincisi de yapısal bazı bozulmalardan bahsederek notu düşürdüğünü gerekçelendiriyor. Moodys 2013 yılında Türkiye’nin notunu artırdığında 2012 de Türkiye’nin büyüme oranı neydi %2.1 di  2013ün başında da %3.1 di. O büyüme oranları ile Türkiyenin notunu artıran bir Moodys hatta daha bu açıklamayı yapmadan 1 hafta önce Türkiye’nin darbelere karşı kırılganlıklarını ve şoku atlattığını ifade eden bir Moodys ne oldu da 3-4 gün sonra ya da 1 hafta sonra böyle bir açıklama ihtiyacı hissetti. Doğrusu bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.

Kasıt var mı?

Mutlaka ben bir yerlerden talimat alınarak böyle bir açıklama yapıldığına inanıyorum.Ve gerçekçi de bulmuyorum çünkü Türkiye son 3.5 yıla baktığımızda ekonomimizde geriye doğru gidiş olmamış sürekli yapılan reformlarla ileriye doğru bir gidiş olmuş bu talihsiz darbe girişiminden önce de Başbakanımızın açıkladığı teşvik ve yatırımın ortamını iyileştirici paketlerle bir takım yapısal reformlar açıklanmış. İşte patent kanunu mecliste. 1 Ekimden sonra hemen gündeme gelip yasalaşacak. Menkul rehninin taşınır malların rehni noktasında hazırladığımız yasa tasarısı komisyondan geçti mecliste ilk ele alınacak konulardan birisi içerisinde bizim doğu ve güneydoğu anadoluya açıkladığımız cazibe merkezeri noktasındaki teşvik paketlerimiz ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik şirket kuruluşlarından tutunda bir takım vergisel avantajlara kadar bir takım düzenlemeleri gözden kaçırarak ve Türkiye’nin ilk iki çeyrekte hatta hatta 27 çeyrektir sürekli büyüyen bir ülke olduğunu görmezden gelen bir derecelendirme kuruluşlarının doğrusu aldıkları kararlarının alt yapısının olmadığı noktasında ciddi anlamda  ekonomi çevreleri tarafından tartışılmaya başlandı.
Dış etkenlere karşı ne kadar dayanıklı olduğunu gösterdi. Güçlü bir mali yapısı olduğunu gösterdi. Biz bundan sonra ne yapacağımızı ne yapmamız gerektiğini biliyoruz ve tedbirleri alıyoruz. Ekonomi yönetimi bu noktada gece gündüz çalışarak kırılganlık karşı, yapısal bir takım tedbirleri alma noktasında bir takım çabalar içinde. Özellikle reel sektörün desteklemesi piyasaların rahatlaması ve genişletilmesi noktasında neler yapılması gerektiğini biliyoruz ve tedbirleri alıyoruz.
 
Doğru bir yaklaşım ve özellikle yurt dışında Türkiye’ yi ekonomik alanda sıkıştırmaya çalışan çevreler var. Onların oluşturduğu lobilere inan var onun etkisi altında kararlar alan Derecelendirme kuruluşu olur Standard & Poor's bir gün sonra iki gün sonra darbe girişimi sonrasında daha hiçbir verileri analiz etmeden bunun etkileri nedir para piyasaları üzerinde nedir reel sektör üzerinde nedir İthalat ihracat oranlarında nedir işsizlere yansıması nedir. Bunların hiç birinin analizi yapılmadan direk olarak bir darbe girişimin akabininde not düşürmesi İyi niyetli olmadığının açık göstergesi. Bir hafta önce Türkiye’nin darbelere karşı şoku atlattığını ifade eden bir Moody's’ in veya 2013 deki notunu artırırken ki verilere baktığımızda ki Moody's’ in şu anda ki verilere baktığımızda ki notu düşürmesi esasında bu derecelendirme kuruluş sorgulanmasına neden oluyor iyi niyetli olmadığı algısı oluşuyor. Nitekim piyasalar buna verdiği tepkilerle normalde Moody's’in böyle derecelendirme kuruluşları eğer ciddi bulunsaydı şu anda piyasalar başta olmak üzere para piyasaları başta olmak üzere çok ciddi bunlara tepki verirlerdi.
Panik olmadığı ortada ve görünen şu ki esasında buna rağmen hazine ihaleye çıktı 7 katı 10 katı 16 katı fazla bir taleple karşılaştı. Moody's’ i de şaşırtan bir durum bu. Normalde hem de daha düşük faizle borçlanan bir hazine Merkez bankası var. Dolayışla bu noktada Moody's in ne kadar gerçekçi olduğunu da piyasalar da görmüş oldu. Dolayısıyla mesela Türk lirası toparlandı, Borsa buna bir miktar tepki vermişti ki %2 - %3 düşüş olmuştu ki bu da normal böyle bir şeyde bir miktarını geri aldı ben öyle inanıyorum ki temel 2016 noktasında zaten Piyasalar neyin ne olduğunu gördü.
Biz yolumuza bakacağız Başbakanımızın da ifade ettiği gibi Türkiye kredi derecelendirme kuruluşlarına bakarak kendine yön verecek bir durumda değil. Onlar kendi görüşlerini veya baskılarını oluşturmaya çalışabilirler ama biz hükümet olarak başbakanımızın cumhurbaşkanımızın gösterdiği noktada çalışmalarımıza hedeflerimize doğru ilerlemeye devam edeceğiz. Biraz öncede ifade ettiğim gibi biz neyin ne olduğunu biliyoruz nerede takviye edilmesi gerektiğini nerede müdahale edilmesi gerektiğini biliyoruz.

Rusya ile ticaretimiz

Rusya tabi bizim önemli ticari partnerlerimizden birisi. Rusya ile uçak krizi yaşamadan önce Rusya’nın genel ekonomik durumu itibariyle emtia fiyatlarının geriye doğru gitmesi itibariyle Rusya ile her ay 1 milyon dolar düşen bir ticari hacmimiz vardı. Ancak krizle beraber bizim ihracatta 6. 7. olan ülkelerden birisiydi. 11. sıralara kadar geriledi bu noktada 2015 yılında 2014’e göre bir düşüş yaşadık.
Cumhurbaşkanımızın girişimi ile Rusya ile sağlanan ortam ve bunun ekonomiye yansımaları yeni yeni ortaya çıktı ve ileri ki aylarda Türk ekonomisine etkisi olacak tabi bu ne kadar etki sağlayacak %1, %2’lik bir etki olabilir. Ama şunun yaratmış olduğu psikoloji çok önemli  özellikle turizmde Türkiye’de geniş bir kesimi, güneydeki illerimizi sebze meyve ihracatımızın başlaması üzerine oradaki üreticimizin psikolojisini düzelteceğine ben inanıyorum. Bunun ekonomiye olumlu katkı sağlayacağına da inanıyorum.
Enerji noktasında direk ithalatçı konumundayız, oradaki bir takım özellikle nükleer enerji konusunda durağan hale gelen girişimin tekrar canlanması ve hayata geçmesi türkiye için büyük bir kazanım olacağını düşünüyorum. Rusya bizim komşumuz ve komşuluk ilişkilerinde siyasi sıkışıklıkların kesinlikle ekonomiye yansımaması gerektiğine inananlarız ülke olarak.  Bir takım ülkelerle hükümetlerle siyasi olarak görüş ayrılıkları yaşayabiliriz ama halklar arasında ki dostluklar ve ilişkilerin ekonomik ilişkilerin ve karşılıklı çıkar ilişkilerinin sürmesi gerektiğine inanıyoruz ve Türkiye Rusya ilişkilerinin gelişmesi hem rusya hemde türk halkının yararına olacaktır.

Suriye ve Irak’taki sınır kapıları

Suriye’nin içinde bulunduğu iç karışıklıklardan dolayı iki kapımız faal durumda Öncüpınar ve Cilvegözü Sınır Kapımızı faal tutuyoruz ve ihracatımızın kesintiye uğramaması konusunda bir çalışmamız var. Tampon bölgemiz var.
Türk tırları tampon bölgeye kadar giderek Suriye plakalı tırlar bu eşyaları alarak ilgili yerlere ulaştırıyorlar. Son Celabrus operasyonundan sonra Karkamış Sınır Kapımızda gümrük hizmetlerini vermeye başladı ve burada Gaziantep valiliğimizin koordinesinde insani yardımların o bölgeye ulaşması için kapımızı faal hale geçirdik.
Irak sınırımızda belirlenmiş ama faal olmayan sınır kapılarımız var. Irak sınırında en büyük kapımız Habur sınır kapımız var ve orada 24 saat esasına göre hizmet veriliyor biz özellikle sınır güvenliğini aldıktan sonra ticaretin kaçak değil kapılardan yapılmasını istiyoruz. Buna yönelik Üzümlü Kapımız 1 seneye yakın güvenlik nedeniyle kapalı olmasına rağmen biz o kapıyı yeniden açtık
Esendere Kapımızı yeniden modern hale getirdik ve faaliyete geçirdik. İnşallah resmi olarak açacağız buradan Gülyazı Kapımız var. Onun yer tespiti ile karşılıklı çalışmalarımız devam ediyor. Biz buralara sınır ticaret merkezi yapacağız ve oradaki insanların bu kapılar sınıra yakın il ve ilçelerin ticaretinde önemli bir paya sahip. Bunu geliştirmek ve bu noktada nasıl önlemler alırız bunun çalışmasını yapıyoruz.  Kaçakçılığın bitirilerek yasal ticarete dönüşmesini istiyoruz, orada bir takım gümrük muafiyetleri getirilerek oradaki esnafla entegre olarak ticaretin gelişmesini istiyoruz.
 
Kredi kartlarına yönelik düzenleme
Bireysel kredilerdeki vade oranlarını da artırarak bir rahatlama sağladık. Bu noktada özellikle iktidarımız döneminde oluşturulan mali disiplinden taviz vermeden çalışmalarımız yapıyoruz…
Cep telefonlarında kredi kartı düzenlemesine gitmedik çünkü cari açığı artırmak, enflasyonu körüklemek istemiyoruz.
İç piyasayı rahatlatmaya yönelik 1 Kasım’dan sonra emeklinin durumunun iyileştirilmesi, asgari ücretin yükseltilmesi, sosyal yardımların artırılması gibi bir takım teşvik ve düzenlemelerimiz vardı. Tarıma ve esnafa yönelik teşviklerimiz, genç girişimci ve genç çiftçiye yönelik desteklerimiz bulunmaktaydı….
 
E-ticaret

Ticari anlamada daha önce e-ticaret siteleri kayıt altında değildi. Biz bu siteleri kayıt altına almak istiyoruz. Bunun için de “güven damgası” uygulamasını getirdik. Çünkü burada birçok suiistimal vardı ve tüketicilerimizi şikayetleri vardı. İstediğiniz ürün yerine başka bir ürün gönderebiliyorlardı, istediğiniz ürün aylarca gelmiyordu veya bilgilerinizin başka bir alana satıldığını ve verildiğini görebiliyordunuz. Bu noktada hem gizliliği ve güvenliği sağlamak hem de taahhütlerin gerçekleşmesi için denetleme amacıyla bir düzenleme hazırladık.
Eylül’ün 22’si itibariyle kamuoyu görüşüne açtık. Geri dönüşlerden sonra son şeklini vereceğiz…

Genel ekonomik durum

Yakında orta vadeli programımızı açıklayacağız. Sayın Başbakanımız yakında açıklar. Orada da görüleceği gibi bizim ekonomimiz ve mali yapımız kırılganlıklara karşı diğer ülkelere oranla çok daha sağlamdır. Bunu samimi olarak söylüyorum.
Zaten bunun testini biz 15 Temmuz’dan sonra gördük…
Bu darbe girişimini yapanlar, ekonomik bir darbe olmasını da planlamışlardı ama beklenen olmadı…İstikrarlı bir hükümet, güvenli bir tablo, birlik ve beraberlik içinde kenetlenmiş bir millet var…

Doğu ve Güneydoğu yatırımları

Terör oradaki insanları çukur siyasetiyle açlığa ve ölüme mahkum etmek istedi. Bir Suriye ve bir Irak olsun istedi… netice itibariyle bunları yapanlar cezalarını çekerek belediyelerden uzaklaştırıldılar. Oradaki esnafın kepenklerini açtırmayanlar, oradaki esnafın sermayelerini tüketmeye çalışanlara karşı milletimiz, hükümetimiz oradaki insanlara sahip çıkarak 3 sene gibi bir süre içinde terör örgütünün yıkıp yaktığı işyerlerini yeniden inşa ederek, yeniden oradaki sosyal yapıyı kurarak, yeniden esnafı canlandırarak dünden çok daha iyi bir konuma getirecektir.